Çok tekrarlanan şeyler bir süre sonra duyulmaz oluyor, çocukken buna daha kolay şahit olunuyor, oğlum odanı topla, kızım yinemi ödevini bitiremedin, gelirken al demiştim nasıl unutursun, vs.. Herkes bunları alelacele bir şekilde bir yerlere gitmeye çalışırken ya da kafası meşgulken duyar ama bir süre sonra sadece vızıltıdan ibaret olur. Çok kavga eden kişiler içinde artık kavga otomatik hale gelir, kimse kimseyi duymaz, çok söylenen şey kulakları sağır eder.
Biz toplum olarak akşam haberlerinin içinde iyi birşeyler duysak hemen şaşırırız çünkü yüzde doksan felaket haberleri dinlemekteyiz, hemde yıllardır… İlk başlarda büyük dehşetle karşılaştığımız şeyleri kanıksamaya başlamamızın bu haberlerden bile daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum. İnsanın alışma, kanıksama sonra da aa bak bu da oluyormuş ne biçim bir dünya diyerek geçmesi, bir süre sonra da bunlara artık olağan kötülükler gibi bakması davranışı belki de çocukluktan beri sürekli tekrarlanan şeylere karşı hızla sağır olma yetisi geliştirme özelliğimizden kaynaklanıyordur. Bununla birlikte, sonu bir türlü gelemeyen dizileri izleme alışkanlığının yansımalarından mıdır yoksa başka birşeyden midir bilinmez, toplumsal bir “izleme” hareketi içerisindeyiz.
Son birkaç yıldır nereye baksak küresel ısınma, tedbirler, geleceğin tehlikede olduğuyla ilgili yazılar görüyoruz. Aslında artık görmüyoruz bile, sadece bakıyoruz. Okullarda bu konuda eğitimler verilecek olsa o bile bir ders saatinden kaytarmanın en mükemmel yolu olarak görülüyor. Yani bu konuda artık “olağan şeyler” kategorisinde yerini aldı.
Artık hiç kimse izlemek, sağır olmak, yerinde oturup başka hayatlarda neler oluyor diye merak ederek vakit kaybetmek lüksüne sahip değildir. Bu bir gerçek, küresel felaketler önümüzdeki yıllarda çok fazla karşımıza çıkacak. Alınması gereken önlemlerle ilgili sınırsız bilgiler pek çok kaynaktan bulunabilir. Belki hergün mail kutumuza da geliyor ve okumadan siliyoruz. Bana göre bu konuda yapılması gerekenler içinde en önemli olan şey geridönüşüm çalışmalarına ağırlık vermek.
Bir hafta boyunca yaptığınız alışverişlerden çıkan maddelere, sonra da bunları nasıl çöpe attığınıza dikkat edin. Karton kutularla konserve tenekeleri aynı çöpe atıp bir süre sonra üzerine artık işe yaramaz plastik bir eşya ekliyor musunuz? Bununla da kalmayıp plastik şişeler ile cam şişeleri bu çöpe ekliyor musunuz? Sonuç olarak çöplüklerde organik maddeler toprağa karışırken diğer maddeler uzun süre beklemekten zehirli gaz salınımı yapmaya başlıyorlar. Bunlar bazen yerleşim yerlerine çok yakın çöplükler olduğundan insan yaşamını da tehdit ediyorlar. Yapılacak şey ise çok basit. Evde çöplerinizi ayırmayı alışkanlık haline getirin, hatta bunu tanıdıklarınıza ve çocuklarınıza da aşılayın. Karton, plastik, organik ve cam atıkları birbirine karıştırmayın. Yazın duyduğumuz orman yangınları karşısında üzülüp sonra da “bir şey yapmamaya” devam etmek yerine kâğıt çöplerini geri dönüşüme gönderin hatta birçok şehirde insanlar geceleri çöplerden kâğıt toplayıp satıyorlar, bu kişilere kâğıt çöplerinizi verin. Cam geri dönüşümü en kolay maddelerden birisidir, plastik geri dönüşümü pek mümkün olmasa da en güvenli şekilde ortadan kaldırılması için organik çöplerle bir arada atılmamalıdır.
Kimse koltuğunda oturarak ve tv izleyerek etrafında olup bitenlere faydalı olamaz. Olan bitene tüh vah diyip üzülmek sadece vicdanları rahatlatır, ancak bunlar yetmez. Çok basit görünen bireysel faaliyetler birleştiğinde çok büyük faydalar sağlanacaktır. Sürekli duymaktan artık duymaz olduğumuz “herkes kapısının önünü temizlese” sözü bu anlamlara gelmektedir. Hiçbir sonuç alamayacağınızı düşünseniz bile, hadi ben uyguladım komşular uygulamıyor, bir kişi tek başına ne yapabilir ki? deseniz bile, olan bitene kayıtsız kalmadığınız için çok büyük katkıda bulunduğunuzu hatırlayın. Atıkların değerlendirilmesi çok acilen uygulanması gereken bir çalışmadır ve geri dönüşüm evde başlar.
Geridönüşümün uygulanmadığı yerde eminim ki “geri dönüşüm” başlayacaktır.