Bu sayfada siyaset hakkında yazmamakta kararlı idim aslında, ama o kadar birikmiş ki içimde, artık dayanamadım ve şimdi bu konuya değinmeden edemeyeceğim.
Benim, siyaset hakkında küçüklüğümde ilk duymaya başladığım şey, sağcı ve solcu mevzularıydı. Tabi ilk duyduğum dediğim, muhtemelen aklım başıma gelip te, televizyonlarda duyduğum zamanlar. Sanırım ilkokul zamanıma denk geliyor ki artık düşünmeye daha sağlıklı başladığım yıllar. Bu yıllarda her ne kadar bu mevzuyu duysak ta, ne olduğunu tam olarak anlamıyorduk ve yaşımızdan dolayı da bize anlatılmıyordu.
Biraz daha büyüdük, ortaokul çağına geldik. Bu mevzu kendine çocukluğu yakıştırmayan biz çocuklar arasında hala gündemde üst sıralarda yerini koruyor. Nerde bir çeteleşme varsa orada ya kendine solcu diyenler, ya da sağcı diyenler var.
*Burada çeteleşme lafını kullandım ama, onun da bende ayrı bi anısı var. Burada kısaca ona da değineyim. Bir akşam, bizim sokağın bir köşesi var, orda her zamanki gibi toplanmış oturuyoruz, muhabbet gırla gidiyor. İki kişi geldi, yaşları bizden baya büyük. Bunlardan büyük olan dedi ki bunlar mı? (yanındakine soruyor) Meğer bunu dövmüşler, bu da dövenleri arıyormuş. Bizden şüphelenmiş. Sonra dedi ki bize, “Siz çete misiniz? Üç kişiden fazla dolaşmak çeteleşmeye girer!”. Bizi tehdit etti, kaybolun falan diye. İçimizde de uyanık bi arkadaş vardı. O da dedi ki, “Ağabey, biz onu dövenleri biliyoruz, gördük, şimdi okulun bahçesinde. Git oraya bulursun!”. Bunlar tabi bilmiyorlar ki okulun bahçesinde mahallenin en bela delikanlıları olur gece. İyi bi sopa yediler o akşam. Eee bizim mahallemizde bize diklenilir mi kardeşim :D Yani diyeceğim çeteleşme lafını bu vesile ile öğrenmiş olduk ki tamamen safsata bir kullanımdı…
Şimdi asıl konumuza dönelim. Sağcıların arasında solcu, solcuların arasında da sağcı yok. Olamaz da zaten. Nitekim gel gelelim arkadaş, kimsenin ne sağdan ne de soldan haberi var, ki bunların arasında hala sağ sarımsak sol soğan diyenler de var. Üstüne üstlük sağını solunu karıştıranlar bile var… Kimsenin bişey bildiği yok ama büyüklerinden ve medyadan işitiliyor ya, bir de büyüklenme isteği var tabi… Eee ne de olsa büyüdüğünü ispat edeceksin ki toplum içerisinde saygınlık duyasın. Çünkü iyi biliyoruz ki insan, yapısı gereği bencil bir varlıktır. En gelişmiş düşüncelere sahip olanımızın bile bir bencil tarafı vardır. Tek bencilce olmayan tutum, ki o da tümünde olmaz, belki annelerde çocuklarına karşı mevcuttur…. Durum böyle olunca kim hangi tarafı kendine yakın görürse o tarafa yöneliyor.
Ortaokul yıllarında bu olaylar yüzünden çok kavgaya girdiysek te, başımıza bi kötü hal gelmeden Allah’tan sıyrıldık. Lise yıllarında da Eskişehir’de olmadığımızdan bu mevzulara pek bulaşmadık.
Eskişehir’de liselerin topluca olduğu bir yer vardır stadın yan kısmında. Burada da her yerde olduğu gibi kavgalar hep kızlar yüzünden çıkar. Ama ilginçtir, grupların arasında gene bir sağcı solcu mevzusu vardır. Kavganın başlangıcı aslında kız davasından patlak verir, sonu sağ sol mevsusuna bağlanır. Aslında burada değişik bir tespit yapmak gerekir. O da şu ki, insanlar okul çağına gelene kadar hayata dair pek çok şey öğrense de, gelişim hayatlarının sonuna kadar devam eder ve bu süreç boyunca her türlü etkiyle karşılaşırlar.
Bu etkilerin ise en yoğun çalışması, insanların en öğrenmeye, eğitime açık olduğu, zihinlerinin henüz çok dolu olmadığı ve ne verseniz fazla sorgulama ihtiyacı hissetmeden aldığı orta öğrenim zamanıdır. Çünkü bu çağlar, öğrenmenin yanı sıra, öğrendiğini de uygulamaya geçirebildiği zamanlarıdır. Bu yüzdendir ki, gençler üzerine oynanan oyunlar hep bu çağda ağırlık kazanır. Sağ ve sol davası da bu çağlarda gençlerimizin başına sarılmakta ve ileride hatırlamak bile istemeyecekleri tatsız olayların çıkmasına sebep olmaktadır.
Bu konuyu, sürekli çeşitli ayrımcılık propagandalarına alet olan çeşitli “yazar” ve “söylerler”imizin ne kadar sakıncalı işler yaptığını gözler önüne sermek amacıyla işledim. Umarım gençlerimize hiçbir faydası olmayan kavram kargaşaları yaratma yolunda daha fazla adım atılmaz ve bu türlü gereksiz çekişmelerin yerine, artık sadece faydalı işler ile oy arama peşinde koşarlar.
Önemli olan, siyasetçilerin toplumun ortak fayda sağlayabileceği fikirleri, bu fikirleri eyleme dönüştürülebilir, herkes tarafından anlaşılabilir biçimde dile getirmeleri ve gözle görülür deliller ile destekleyebilmeleri, en sonunda da gerçekleştirebilmeleridir. Umarız ki yöremizde de bu türlü bilinmez saçma düşüncesizlikler ardından değil, destekli hür düşüncenin beraberinde gelişmiş projeler ile göz önüne çıkan liderler sayesinde çok faydalı işler gerçekleşebilsin, oy talepleri bu yönde gelişsin ve seçenler de bunu dikkate alsın. İlimden, fenden uzak işler peşine düşülmesin.
*Bu arada, tüm öğretmenlerimizin, yani bizlerin bu konumlara gelmemizde çok büyük emeği geçen o yüce gönüllü insanların, aslında her gününü ayrı ayrı kutlamamız gerekir. Nitekim, her gün kutlama yapmak ta mümkün olmuyor. O yüzden bu özel günde, hepsinin öğretmenler gününü içten kutluyorum.
Saygılarımla,
Ahmet ÜNVER
“Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir, fendir!”
M.K. ATATÜRK